Marka Rekabet

Ak & Kara

>Zıtlıklar Birbirini Var Eder:



Siyah ve beyaz değil elbette bahsetmek istediğim. İşin özüne inip gecenin var oluşunun gündüzün olmasına bağlı olduğunu falan da anlatmayacağım, böyle felsefi konular yazıldığı zaman “kafa açıyor”.


Pazarlamada da bu böyledir diye düşünüyorum. Bahsettiğim şey rekabet değil. Rekabet daha çok, aynı hedef kitleye hitap eden ve benzer mesajlar veren kurumlar, ürünler, şehirler, kişiler vb. (yani şeyler) arasında olur. Benim dediğim şey iki kavram, kurum ya da ürünün birbirinin zıttı olması ve bu zıtlığın ikisini de var etmesi. Hedef kitlenin bu zıtlık peşinden gidip benimsemesi ve pazarın iki taraf için de büyümesi. Hatta bir nevi karşı tarafı bir sıçrama tahtası olarak kullanması bile mümkündür. Bu gün bizim ordumuz dahil bir çok askeri otoriterinin gücünü rakibinden ve ona karşı aldığı pozisyondan aldığını söylemek herhalde yanlış olmaz.


Bir kaç örnek vermek gerekirse:


1) “Batman The Dark Night” adlı filmden hatırlar mısınız bilmiyorum. Oscar ödüllü Joker’in Batmanle bir diyaloğu vardı, diyordu ki: “Sen olmasan ben ne yaparım, hiç eğlenceli olmaz yaptıklarım. Ayrıca ben olmasam sana ne hacet var.” Filmlerde iyi-kötü adam profili yıllarca işlendi ve işlenmeye devam da ediyor. Farkı şu: yeni dönemde o kadar güzel kötüler bulunuyor ki, sempati bile kazanabiliyor. Batman’daki Joker ve Testere’deki cani bunlara iki örnek. Nuri Alço da bu günlerde Emrah’tan daha çok prim yapıyor :)


2) Boydak grubunun hem geleneksel ve muhafazakar (dinen değil zihnen) hedef kitleye hitap eden İstikbal’i, hem de yenilikçi ve modern hedef kitleye hitap eden Bellona’sı vardır ve bu onları pazarda daha rekabetçi kılmaktadır. Şimdi IKEA girdi pazara, bilmiyorum 10 sene sonra ne olur.

3) Organik ürünler pazarının bu kadar büyümesini sağlayan şey hormonlu, her mevsim ulaşılabilen ve nispeten ucuz ürünler almamızı sağlayan sistemdir. Organik ürüncüler sağlığa dikkat çekerler, diğer taraf ise her mevsim rafları doldurup aş eren hamile kadınlara kışın ortasında karpuz sunmaktadır. Geleceğin dünyasında organik, yani doğal ürünler yemek bir lüks olacak ve sadece belirli bir gelir seviyesinin üzerindeki insanlar buna sahip olabilecek.


4) Pegasus gibi bir “discount” yani Türkçe tabirle “ucuzcu” bir seyehat şirketinin THY karşısına çıkması ve yeri geldiğinde onunla rekabet ediyor gibi görünmesi diğer hava yolu şirketlerinin esamesinin okunmamasını sağlıyor.


5) Regal beyaz eşyasını gözü gibi gören Türk tüketicisine beyaz eşyaya çok para vermenin akıl karı olmadığını anlatıyor. Belki de kendi grubundan Whirpoolla rekabet ederek yapıyor bunu.


Büyük Kitlenin Tersini Söyleyerek Nich Olabilirsin, Nich’i Büyütürsen İş Olabilirsin.


Pegasus çok fazla insanı uçakta içeceği suya bile para vermeye ikna edebilirse THY’den daha fazla insan taşıyabilir (daha az ciro yapabilir). IKEA Türk insanını canından bir parça saydığı mobilya alışkanlıklarından ve mobilyaya verdiği kıymetten vazgeçirebilirse kocamaaan bir pazar elde edebilir (ki bu yolda da ilerliyor zaten). BIM discount tarzı markette nich olarak başlayıp pazardaki büyük pastaya sahip olan başarılı bir örnektir.


Siyasi hayata bakacak olursak. CHP’nin geçtiğimiz seçimlerde içinden çıkmaya çalıştığı belirli bir zümrenin partisi olma durumu da buna örnek verilebilir. Yerel seçimlerle birlikte bunu yavaş yavaş aşmaya başladı. MHP ve DTP’nin ise savundukları milliyetçilik ideolojisiyle nich olmaktan kurtulma şansı yok ancak sahip oldukarı pazarların da erime riski pek yok, Saadet Partisi’nin de…Öte yandan bu partilerin nich pazarlara hitap ederek aldıkları oylara ortada kalmış partiler ulaşamamaktadırlar. DSP, DP ve ANAP nich olamamanın ve karşılarında büyük bir güç bulamamanın sıkıntılarını yaşamaktadırlar. Sırtlarını yaslayacak taşları yoktur.


Pazarda çok büyük bir lider varsa ve ona rakip olma şansı yok denecek kadar azsa bir nich seçip onu sevgiyle şefkatle büyütmeye çalışmak en akıllıcasıdır diye düşünüyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir