Düşünce

Kahvaltı ve Marka Erişilebilirliği

O gün kontrollü deneyimin bilmem kaçıncı aşamasındaydım. Kontrollü deney kontrolümden çıkmıştı anlıycağınız. Kahvaltı masasında bir kaç arkadaş kahvaltımızı yaparken bir film şeridi gibi eski kahvaltılarımız gözümün önüne geldi. Böyle melankolik girdim olaya ama dostlarım değildi düşündüğüm, kahvaltı masasının üzerindekileri düşünüyordum. Bir kavanozun içinde yarısına kadar yenilmiş Nutella, bir başka kavanozun içinde bir reçel, çukur bir kabın içinde petek bal, çukurca başka bir kabın içinde beyaz peynir, çukurca bir başka kabın içinde siyah ve diğerinin içinde yeşil zeytin vardı. Domates ve salatalık ise kahvaltı masasında yayvan bir tabağın üzerinde takılıyorlardı. Biraz ıslak ve parlaktılar. Zeytin yağının lezzetten öte görsel bir katkısı olduğu kesin domates ve salatalık üzerinde.

Yapılan menemen tavayla masanın ortasına konulmuş ve tabaklara alınmak üzere değil ekmek banılmak üzere çaydanlığın teşrifini bekliyordu. Çaydanlıkta üst ve alt komşuların içlerini dökmek için ayrıldıkları an kahvaltının başlangıcı için verilmiş bir “start” niteliğindeydi. O dakkadan sonra kahvaltıya başlayanı kimse ayıplamaz, açlık ya da aç gözlülükle yargılamazdı. O gün de öyle oldu. Çaydanlık çifti ayrı ellerde bardaklara içini boşalttıktan sonra tekrar birleşti ve bir süreliğine inzivaya çekildi. Kahvaltı başlamıştı. Çatallar ve ekmekler havada uçuşuyor, masaya reçel damlamasın diye yapılan çalışmalar ve yere ekmek ufanmasın diye yapılan çalışmalar her zamanki gibi başarısızlıkla sonuçlanıyordu. Masanın üzerinde az kullanılan ve çok yer kaplayan eşyaların (şekerlik gibi mesela) nereye konacağına dair bir uzlaşma sağlanamıyordu. Herkes bunları hareket alanın dışında tutmaya çalışıyor ama bir taraftan da başkalarını engelleyecek alanlara koymamaya çalışıyordu. Çünkü bu da ayıplanır ve görgüsüzlük olarak atfedilirdi. Herkes olabildiğince fazla şeye erişebileceği bir açı yaratmaya çalışıyordu.

Bir süre sonra menemende sona yaklaşıldı. Domates ve salatalıkta bir kaç parça kaldı. İki üründe de tüketim hızı hiperbolikti yani ilk etapta hızlı bir şekilde başlamış ancak zamanla hem doymaktan, hem de menemenin soğumaya başlamasından ötürü menemen cazibesini yitirmiş ve tüketim hızı yavaşlamıştı. Domates ve salatalıkta ise sona yaklaşılırken kimse son lokmayı yiyen aç gözlü olmak istemediği için belirli bir hızda kalınmıştı. Hatta kenara çekilmiş ve bir süre durulmuştu.

Tüm bunlar olurken diğer ürünlerde çok önemli olaylar oluyordu. Reçele çok fazla rağbet edilmiyordu. Çünkü reçele kavanozun içinden erişmek çok zordu. Biri kalkıp reçel için bir kap getirdi ve reçelin bir kısmını o kabın içine boşalttı. Reçelin tüketim hızı bir anda artmıştı. Nutella’da da benzer bir durum vardı. Zamanla seviyesi yukarıdan aşağıya doğru inen Nutella’nın da cazibesi günden güne azalmıştı ve şimdi kavanozun dibine doğru yaklaşıldığı için erişim zorlaşmış tüketim hızı kavanoz ilk açıldığı zamanlardakinden çok daha aşağı düşmüştü.

Bal ve peynirde de benzer bir durum yaşanıyordu. Çukur kapta olan peynir düz bir tabağa alındığında çok daha hızlı bir şekilde tüketilmişti. “Peynir ekmek gibi” deyimindeki peynir olmayı hak etmişti. Bal ise gözle görülür şekilde daha fazla yenmişti düz kaba konduğunda. Zeytinse çukur kapta iyiydi. Çataldan kaçacak alan bulamıyor ve daha kolay yeniyordu.

Hikaye burada sona erdi. Hikayede geçen kahraman bulunmasa da ürünlerin ve deneyimlerin hiçbiri hayal ürünü değildir. Bu hikayenin kahramanı sizsiniz. Aşağıyı okumadan önce ne anlatmak istediğimi ve bu yazıyı gecenin bi yarısı neden yazdığımı bir düşünün.

Düşündünüz mü?

Düşünün hadi, tembellik etmeyin!

Peki açıklıyorum. Yukarıda da anlatıldığı gibi bir ürünün tüketiminde erişilebilirlik çok önemlidir. Tüketicinin ürüne kolay ulaşıyor olması ondaki tüketim arzusunu artırır. Caddeyle hem zemin olan dükkanlar bir basamak çıkılan dükkanlardan çok daha fazla iş yaparlar. Broşürünüzün üzerine ürünün satıldığı en yakın marketi yazarsanız daha fazla satarsınız. Bana inanmıyorsanız siz de kahvaltı masasına sürekli gelip giden, yenmeyen şeyleri bir inceleyin.

İyi işler

Serhan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir