Marka Reklam

Üniversiteler ve Markalaşma

Bu sabah E-5’in kenarında Bahçeşehir Üniversitesi’nin tıp fakültesine dair bir reklam afişi görünce üniversitelerin markalaşmaya olan ihtiyaçları tekrar aklıma geldi. Üniversite sayısının her geçen gün arttığını bir tek ben fark etmemişimdir sanırım. İstanbul’da adını hiç duymadığımız pek çok üniversite var şu anda (toplam 44 tane). Özellikle de Vakıf Üniversiteleri’nin sayısı her geçen gün artıyor. İstanbul’da, Medeniyet Üniversitesi, Bezmialem Üniversitesi, İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi, İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi, Süleyman Şah Üniversitesi, Yeni Yüzyıl Üniversitesi gibi adını pek duymadığımız çokça yeni üniversite var. Öte yandan eski üniversitelerimizin de markalaşma ve ayrışma konusunda çok iyi olduğu söylenemez.

Oysa Üniversite tercihi çok yüksek bir ilginlikle yapılır ve çok rasyoneldir. Ancak üniversiteler markalarını bu ilginliği iyi kullanacak şekilde yönetemiyorlar. Pek çok üniversite, markasını mobilya mağazası gibi bir mantıkla yönetiyor. Mağazanın içine her çeşit üründen koyunca daha çok müşteri geleceğini ve daha çok satacağını zannediyor. Daha çok öğrencinin o okula geleceğini düşünüyor. Okulun içini bir biriyle alakalı alakasız onlarca bölümle ve dolayısıyla da binlerce insanla dolduruyor.  Bana göre tıp fakülteleriyle ün kazanan Hacettepe Üniversitesi’nde iletişim, halkla ilişkiler gibi bölümlerin bulunması çok yanlış ve bir o kadar da gereksiz. Odtü’de Tarih, Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi & Kamu Yönetimi gibi bölümlerin bulunmasının gerekliliği yok. Odtü, teknik üniversitelerde olması gerektiği gibi (Georgia Tech ve İTÜ’de öyledir) bilim ve mühendislik alanından çıkmamalı. Bu arada evet farkındayım, “Sosyal bilimler” başlığı altında da “Bilim” ifadesi geçiyor.

üniversite sayısı

Öğrenci sayısının da üniversite sayısına yakın bir hızda arttığını görüyoruz (2001’de 1 milyon iken 2011’de 2 milyona ulaşmıştır). Ama yeni kurulan Vakıf üniversitelerinin bir vaadi yok. Diğer üniversitelerden nasıl farklılaştıkları belirsiz. Ürün portföylerini, yani fakülte ve bölümlerini belirlerken “Tıp fakülteleri bu ara çok popüler” yaklaşımıyla değil bir ana vaat çerçevesinde düşünüyor olmaları gerekir. Her ne kadar üniversite sayısı hızlı bir artış içinde olsa da odaklanarak farklılaşmak üniversiteler için gerçekten çok kolay. Çünkü insanlar üniversitelerle ilgili çok fazla araştırma yapıyor ve bilgi topluyorlar. Böyle ürün çok fazla yok. Öte yandan hedef kitle inanılmaz belirgin. Neden birileri çıkıp Mimar Sinan Güzel Sanatlar’a rakip olmuyor mesela?

Yeni üniversitelerin de bir kaç yıl içinde odaklanarak farklılaşabileceğinin en iyi göstergesi Özyeğin Üniversitesi. Bilkent Üniversitesi İşletme dekanıyken tanıştığımız Erhan Erkut liderliğinde yaratılan Özyeğin Üniversitesi markası, Girişimcilik Fabrikası gibi yıldız ürünlerle rafta hemen dikkat çekiyor. Özyeğin Üniversitesi’ni ziyaret eden bir aday, akademisyen olmayı hayal edemez ama iş hayatında çok başarılı olacağını hayal edebilir.

Hepsini ele almak zor ama bir kaç üniversite için kaba bir inceleme yapacak olursak:

Üniversite Mevcut Konumu Marka Kişiliği Ne Yapmalı
ODTÜ

Teknik Üniversite

Asi

Siyasi bağlantısını daha da azaltmalı. Bilim ve teknik çerçevesinde kalmalı. Okul öncesi öğretmenliği, Beden eğitimi ve spor, Tarih, Uluslar arası ilişkiler, Siyaset bilimi ve kamu yönetimi bölümleri çıkarılmalı.
Bilkent

Popüler ve Özel

Sofistike

Popüler bir marka ama daha net bir konuma erişmeli. Son zamanlarda basında çok sayıda kötü haberlerle anıldı. Bunlardan kurtulmalı. Kapsamlı bir iletişim planı hazırlamalı ve iyi yürütmeli.
Hacettepe Üniversitesi

Tıp

Uzman

Tıp alanı ve tıpla ilişkili alanlarda kalmalı. Portföyü tamamlamak için bilim ve mühendislikten ilgili alanları barındırabilir. Geçmişini ve tarihini daha iyi kullanmalı.
Sabancı Üniversitesi

Sanayici

Yaratıcı

Disiplinler arası geçişleri ve seçme özgürlüğünü korumalı. Şehre ve iş hayatına daha da yakınlaşmalı.
Mimar Sinan GSÜ

Sanat Okulu

Kaşif

Mevcut konumunu korumalı. Bir tek İstatistik bölümü konuma aykırı. Sanat çoğunlukla istatistikleri alt üst eder.
Özyeğin Üniversitesi

Girişimcilik Okulu

Samimi

Sahip olduğu konum ve marka kişiliği çok net. Ülke ve bölge geneline yayılma potansiyeli yüksek. Konumunu zedeleyecek bölümler ekleyip odağını dağıtmamalı.
Koç Üniversitesi

?

Uzman

Çok sayıda bölümü bünyesine katarak yanlış yapıyor. Boğaziçi Üniversitesi’ni kendisine birincil rakip olarak almalı. Popülerleşme yoluna gitmeli. Tıp fakültesi açıyorsa bir rasyoneli olmalı.
Boğaziçi Üniversitesi

Popüler ve güzel

Hükümdar

Popüleritesini ve özgüvenini korumalı. Çok uzmanlık ve bilimsel alt yapı gerektiren bölümlerden uzak durmalı. Boğaziçili olma kavramı üzerine daha çok oynamalı.
Galatasaray Üniversitesi

Uluslar arası (Fransız)

Sofistike

Mühendislik eğitimi vermemeli. Sosyal bilimler ve hukuk gibi kavramlarla anılmalı. Uluslar arası olma konumunu korumalı.
Bilgi Üniversitesi

İş hayatı

Sofistike

Genetik bilimleri ve tarih gibi iş hayatına yönelik olmayan bölümleri çıkarmalı. Yüksek lisans bölümlerini artırmalı.
Erciyes Üniversitesi

?

?

Pek çok bölümü bünyesinde barındırıyor. Net bir konumu ve vaadi yok. Oysa bölgenin önemli bir okulu olabilir.
Sabahattin Zaim Üniversitesi

?

?

Adını duyurmak için lidere sataşması doğru. Ama net bir vaadi, kimliği ve kişiliği olmadığı için ilgi çektiğinde anlatacağı laf yok. Bu nedenle de her hangi bir iletişimin geri dönüşü olmaz. Bu durumda “Sabahattin bi dur Allah aşkına, zaten ortalık karışık” gibi yorumlar yapılabilir (Zaytung).

Yukarıdaki öneriler elbette markaların konumları ve hayalleri üzerine yapılacak çalışmalarla geliştirilmelidir. Bunlar sadece mevcut konumun dışarıdan göründüğü haliyle tasviri. Kaldı ki konumlandırma denilen şey sadece ürünlerle (bölümlerle) ilgili de değil. Üniversite yaşamı, çevre, mezunlar gibi pek çok kavram üniversite markalarının konumunu yaratırken kullanabileceği şeylerdir. Marka kişiliği olarak ayrışan çok fazla üniversite de yok.  Burada da fırsatlar var.

Bu arada eski bölüm başkanımız İhsan Sabuncuoğlu yakın zamanda Abdullah Gül Üniversitesi’nin rektörlüğünü üstlendi. Kendisinin bu üniversiteye çok sağlam bir konum biçeceğine ve çok iyi bir marka haline getireceğine inanıyorum. Ancak işi de pek kolay değil. Biliyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir