Marka Rekabet

Üretici Krallığının Çöküşü

Geçmişten bu güne pazarlamada anlayışlar çokça değişti. Ürünlere ulaşmanın zor olduğu zamanlarda üretici kraldı. Bir otomobili, çamaşır makinasını üretebilmek önemli bir güç ve güven göstergesiydi. Artık birçok pazarda (otomotiv gibi) güç tüketicinin eline geçti. Bazı sektörlerde ise kanallar o kadar güçlendi ki üreticiler tüketiciden önce kanalı ikna etmek ve kanalda kendine yer açabilmek için yoğun emek ve para harcar hale geldi. Özellikle perakende sektöründe ulusal marketler tabiri caizse burnundan kıl aldırmıyor. Raf bedelleri, bedelsiz ürünler, kanalın isteğine göre yapılan üretici için karsız kampanyalar bunlardan bazıları. Netice itibariyle üreticinin kral olduğu dönemler pek çok sektör için geride kaldı. Artık kanal da tüketici de benzer ürüne benzer fiyatlarla ulaşabileceğinin farkında.

Türk otomobiliyle ilgili tartışmalar yaşanıyorken de şu soruya cevap vermemiz lazım: İhtiyacımız olan Türkiye’de üretilen bir otomobil mi? Bu otomobilin tüketiciye faydası ne? Ne vaat edecek? Piyasada yer alan onlarca marka otomobilden faklı olarak ne sunacak? Yaşam amacı ne olacak?

Halen geçmişte kalan bazı alışkanlıklar var. Markalaşmaya yeni yeni aşina olan birçok markanın web sitesinde halen kalite belgeleri, fabrika görüntüleri, fabrika yüz ölçümü gibi bilgiler mevcut. Bunlar artık çok geride kaldı. Bir ürünü üretmenin zor olduğu dönemlerde “Ben üretebiliyorum ve ben bu kadar güçlüyüm” demenin bir yolu olarak marka tescil belgeleri bile tüketicilere iletişimi yapılan şeylerdi. Tescilli marka olmanın değer olduğu günlerde geride kaldı. Artık ismin üzerinde “R” harfi olması pek çok marka için görsel kalabalıktan fazlasını ifade etmiyor.

Onun hemen akabinde ihracat yapıyor olmak önemli bir iletişim argümanıydı. Beko bile ihracattan aldığı gücü daha az kullanır hale geldi. Yeni dönem reklamları daha duygusal daha farklı mesajlar veriyor. Çünkü bugünün dünyasında 50 ülkeye ihracat yapıyor olmak da tüketici için bir satın alma motivasyonu değil. Tüketici “İyi de bunun bana ne faydası var” demekte haklı. Milliyetçilik gibi argümanlar da artık eskisi kadar etkili değil.

Mesele tüketiciye ne sunuyorsun. Marka olarak ne amaçla yaşıyorsun ve ne fayda üretiyorsun onu anlatmak zamanı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir