Güncel Hayat Marka

Yaftalayarak Okuyun

Merhabalar,

Tarihe bu blogda da not düşecek olursak hareketli günler geçiriyoruz. Olayın siyasi boyutlarını, ağacı, polisi, gazı, tası tavayı bi kenara koyarak insanların algılamalarına hız kazandıran yaftalama üzerine duralım istiyorum. Zira insanın yaftalama yeteneği hem hayatını çok kolaylaştırır hem de olumsuz ön yargının kapısını açacağı için zorlaştırır.

Vakti zamanında Zaman gazetesinin yukarıdaki gibi bir ilanını görmüştüm. Yapılmak istenen net ancak insanların yaftalamadan okuması, düşünmesi ve buna bağlı olarak hareketlerine yön vermesi mümkün değil.

Basitten gidelim. Sarı, dışı pütürlü, yuvarlak bir meyve gördüğümüzü var sayalım. Öncelikle bunun bir meyve olduğunu nereden biliyoruz? Meyve olduğunu biliyoruz çünkü ya buna ya da buna benzer başka şeylere meyve dendiğini öğrendik (şimdi ise yaftalıyoruz). Bu meyvenin de limon olduğunu biliyoruz (aslında bunu da yaftalıyoruz çünkü belki aynı görünüşe sahip başka bir meyve var keşfetmediğimiz). Bu limonun da ekşi olması gerektiğini biliyoruz (yaftalıyoruz). Elimize alıp yokluyoruz ve sulu olduğunu düşünüyoruz (yaftalıyoruz). Tüm bunlar saniyeler içinde gerçekleşirken biz her karşılaştığımız cisim ve durum için düşünmek zorunda kalmıyoruz. Öğrenmişliklerimiz yaftalama yeteneğimizin kaynağı oluyor.

Hayat tanımlamalarla başlar ve insan da yaşamı boyunca her gördüğü şeyi tanımlamaya çalışır. Belirli kavramlarla belirli şeyleri eşleştirerek hayatta belirsiz hiç bir şey kalmasın ister. Tanımlanamayan uçan objeyi dahi ironik bir şekilde tanımlamış, ona UFO adını vermiş ve yuvarlak da bir şekil belirlemiştir.

Bunun, yaşanan Gezi Parkı olaylarıyla ne ilgisi var değil mi? Günlerdir Gezi Parkı’na Topçu Kışlası yapılmasını (ve daha başka şeyleri) protesto eden gruplara ilişkin yapmak isteyip de yapamadığımız şeyin adı yaftalamaktır. Hükümet bile çareyi kullandığı ifadelerde grupları bölmekte buldu. Onlara “Meyve” diyip çıkmak istiyoruz ama yapamıyoruz. Ekşi demek istiyoruz tatlarına ama hepsi de ekşi çıkmıyor, bazıları çok tatlı, bazıları çok acı… Cumhuriyet Mitinglerindeki kitleyi işin önderliğini CHP ve Atatürkçü Düşünce Dernekleri yaptığı için kolayca yaftalamıştık. Baş örtülü kadınlarımızı hükümet yanlısı ve siyasi simge taşımayı kendine misyon edinen insanlar olarak yaftalamış, kazandığı üniversitelere almamıştık. Bıyıkları aşağı doğru uzananları ülkücü, pos bıyıklı olanları “Komünist” olarak kolayca yaftalamıştık. Şimdi yaftalayabileceğimiz bunlara benzer küçük gruplar görüyoruz kitle içinde, bu bizim içimizi rahatlatıyor. Tam diyoruz ki “Aha bunlar şu gruptan” sonra bakıyoruz başka bir grup daha var. Ağzına kırmızı bayrak saran kişi: TKP’li, komünist (Yafta), Taraftar forması giyenler: O takımın taraftarı (Yafta), Elinde Atatürk resmi olanlar: Kemalist, laik (Yafta), Baş örtülü olanlar: Dindar(Yafta), Eliyle kurt işareti yapanlar: Ülkücü (Yafta)… Gibi. Ancak çuvalladığımız nokta tam da burada. Bu insanların bir arada ne işi var? Bu bizim tüm yaftalamışlıklarımıza ters düşüyor. Hayır camiye ayakkabıyla girenlere “Allahsız” diyerek kolayca yaftalayacağız hepsini ama bir taraftan da kandil kutlama mesajları atıyorlar. Kamu malına zarar verseler “Bunlar anarşik, düzen karşıtı” diyeceğiz ama bazısı da gelip çöpleri topluyor. V maskesi takmış 50’li yaşlarda bir kadın fotoğrafı görüyoruz. Her yerde duvarlara yazılan eğlenceli sloganlar dolanıyor.

Tüm ülkenin çektiği karın ağrısının temeli işte buna dayanıyor. “Zıtlıklar bir birini var eder” demiştim ya hani yıllar önce. Bu noktada belirgin bir zıtlık olsa yaftalamak çok daha kolay olacak, ama o da görünmüyor. Doğduğumuzdan beri insanları, kitleleri, meyveleri, taşları, kuşları, davranışları ve her şeyi yaftalayan bizler bugün yaftalamakta güçlük çekiyoruz. Hayatımızı mükemmel derecede kolaylaştıran bu fonksiyonumuz bugün çalışmıyor. Hükümet karşıtı deyip geçelim en iyisi…

Not: Peki yazıyı okuduğunuz süre boyunca beni yaftalamaya çalıştınız, başarabildiniz mi?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir