Yazar: serhanok

Koca Bir Kalıp Buz

Koca bir kalıp buzu alnının orta yerine bastırırken, etraftakilerin rahatça duyabileceği kadar yüksek ama sanki kendi kendine söyleniyormuş gibi alçak bir ses tonuyla “Sıçarım böyle işin içine. Bir daha da gelirsem ne olayım!” diye söylendi. Duyanların bir kısmı oralı bile olmadı, bir kısım da olay büyümesin diye gereken tepkiyi vermekten kendini alıkoydu. Rüstem’in şu anki […]

Yakışıksız

Kıvanç, karşımda öylece durmuş bana bakıyordu. Sol gözünün altında beş santim uzunluğunda bir yarıktan çenesine doğru kanlar akıyordu. Her zamanki pis sırıtışı vardı yüzünde.  Sonunda bu pisliğin karizmasının içine etmiştim. Kabul ediyorum. İlk başlarda çok havalıydı. İstiklal Caddesi gibi kalabalık yerlerde yürümeye bayılırdım. Bir çok insan beni yolumdan çevirip fotoğraf çektirirdi. Hatta bazen bu kişiler […]

Gel

– Gelmiyor musun canım? dedi. Elini kapının kenarına dayamıştı. “Gel” der gibi bakıyordu. “Geliyorum” cevabını bekliyordu. Yalnız başına yatağa girmeyi sevmiyordu. “Sarılıp uyuyamayacaksam neden evlendim?” tezinin en güçlü savunucularındandı. Yorgun gözlerimi okuduğum kağıt tomarından kaldırıp kapıya yöneltti. Sonra tekrar elimdeki kağıtlara… Kenarından parmaklarını yüzdürüp okuması gereken şeyleri kestirmeye çalıştı. Çok vardı. Sayamadı tam. – Yok […]

Serdar Erener’in Çelişkisi

Serdar Abi’nin Çelişkisi Ben reklamcı değilim. Reklamcıların işlerine çok karışmayı sevmem. Reklamcı dediğin karakteri itibarıyla ve yaratıcılık gereği tanrıyla aşık atan bir meslek sahibidir. Uzak durmak lazım. Hoş, Hulusi Derici bir meslek olmadığını savunur ve “cılık culuk” diye meslek olmaz der ama biz yine de bir meslek olarak kabul edelim. Esasen Serdar Erener’i de tanımam. […]

Babamın Paylaşılamayan Şiirleri

Hemen söyleyeyim. Bir babanın şiirlerinin, tıpkı geride bıraktığı mal mülk gibi, çocukları tarafından paylaşılamaması değil bahsettiğim. Benim babamın şiirleri hiç paylaşılamadı. Hiç sosyal medya yüzü görmedi o şiirler. Kimsenin Facebook duvarında ışıldamadı, ya da kimse tarafından “Retweet”lenmedi. Seveni çoktu ama kimse onu fenomen yapmadı, hiç kimse hiç bir şiirini yıldızla gösterilen favorilerine eklemedi. Benim babamın […]

Marka(nı böyle) İsimlendirme: Tozlu.com

Samsun Çarşamba Havalimanı’nda 2011 yılında tanışmıştım Tozlu Giyimle. Bölgenin yerel bir giyim markası. Elbette ki konumuz bu markanın ismi. Kötü bir ismin para kazanmaya engel olmadığını ancak işi zorlaştırdığını düşünüyorum. Ne kadar etkilediğini de düşünelim istiyorum. Malum. Pazarlamada sürekli birileri kurallar koymaya çalışır birileri de yıkar. Bunun en iyi örneği “Next Generation” konumlandırmasına sahip bir […]

Reklam Analiz 3: Sahibinden, Arabam ve Hürriyet Emlak

Selamlar, İnternette faaliyet gösteren markaların konvansiyonel (geleneksel) iletişim mecralarında reklam yapmaya başlamasına alıştık artık. Hızlıal, Hepsiburada, Gittigidiyor gibi markalardan sonra Sahibinden.com, Arabam.com ve Hurriyetemlak.com da TV reklamlarıyla karşımıza çıktı. Sahibinden.com, hepsiburada’nın yapması gerektiğini yaparak liderliğe ve büyüklüğe oynadı. “Ayağına gelsin” gibi hiç bir stratejik içgörü içermeyen bol ünlülü Hepsiburada reklamına karşı, Sahibinden’in reklamı şapka çıkarılacak […]

Hayal Bile Kurdurmuyorlar İnsana

Hayal bile kurdurmuyorlar insana. Her taraftan hücum ediyorlar. Hayal bile kuramıyor artık insan. Gerçeği illa ki tırtıklıyor ucundan köşesinden. Bi de gerçeği gözüne gözüne sokuyorlar insanın. Hayal kırıklığı yaşamamak için hayal kurmuyor insan. Hayal kurmak için ne gerekiyorsa hepsinden uzağa, kalabalığa ve bilgi kirliliğinin içine içine koşuyor. O Adam Aslında Ölü Sinemadayım. Film öncesindeki reklamları […]

Park

Bir taksiye atlamak istedim. Binmek de diyebilirdim ama at üstündeki ecdadımız bu lafı daha afili kılmış bize. Atladığım taksideki şoför abimle, her zaman yaptığım gibi bi sohbete girişmek istedim. Hani çok da normal bi şey gibi ifade edilen, insana “Peki sen kimsin?” dedirten plaza deyimiyle “halkın arasına karışma” durumunu yaşamak istedim. Hani bu insanlar metrobüse […]

Bekarlara Sultanlığını Geri Kazandırmak

21. yüzyılın modernitesi beraberinde yalnızlığı da getirdi. Yalnızlık, yani topluma ya da başka bir bireye bağımlı olmadan yaşayabilme bir olanak olarak sunuldu. Sanal ortamın gelişimi de, insanın yalnızlığını fark etmemesi üzerinde çok büyük etkilerde bulundu. Öte yandan geleneksel aile yapısı, evlenme yaşının ilerlemesi, kişilerin aile kurma ve onu yaşatma yerine kendi kariyerleri odaklı seçimler yapması […]